Sayfalar

2 Ekim 2011

Horrible Bosses: Patronlara Ölüm!

    Siz hiç patronunuzu öldürmek istediniz mi? İtiraf ediyorum ben istedim. Bu yüzden Horrible Bosses filminin daha afişini gördüğüm gün "işte bu benim filmim" dedim. Ve gerçekten de son zamanlarda izlediğim en eğlenceli ve başarılı filmlerden biriydi. Konu basit: üç yakın arkadaş kendilerine hayatı zindan eden patronlarını öldürmeye karar veriyorlar. Ancak bunun için tuttukları, daha doğrusu tuttuklarını sandıkları kiralık katil, bir cinayet danışmanından öteye gidemeyince iş başa düşüyor. Bundan sonrası tahmin edileceği gibi bir sürü aksilik, talihsizlik ve yanlış tesadüfler üzerinden ilerlese de yaratıcı espriler ve üç kafadarın enerjisinden beslenen komik geyikler filmin en büyük artılarından.
      Artı demişken dayanılmaz patron rollerindeki muhteşem oyunculara değinmeden geçmek olmaz. Kıl, psikopat ve gıcık ya da filmdeki deyişiyle "total fucking asshole" Dave Harken rolünde Kevin Spacey bir harika. Nemfoman tacizci patronu canlandıran Jennifer Aniston ise romantik-komedilerdeki cici kız rollerine zıt bir karakterde de gayet başarılı. Filmin buradaki tek sorunu Jennifer Aniston gibi biri tarafından taciz edilmenin özellikle erkek izleyiciler tarafından pek de rahatsız edici bulunmaması olabilir. Öldürülesi üçüncü patron olarak Colin Farrel ise tam anlamıyla döktürmüş. Hafif göbeği, comb over saç modeli (bkz: Donald Trump) ve itici bakışlarıyla Farrel'ın kendisi bile filmi izlemek için yeterli gelebilir.


       Sadece yukarıda bahsettiklerim değil, filmdeki tüm oyuncular çok yetenekli aslında. Jason Bateman, Charlie Day, Jason Sudeikis zaten dizilerden tanıdık olduğumuz isimler. Motherfucker Jones rolünde Jamie Foxx ise filmin bir diğer hoşluğu. Yönetmen Seth Gordon'un daha önceki filmlerini (Freakonomics, Four Christmases) izlemediğim için yorum yapamıyorum ama kendisinin bundan sonraki işleri için takipte olacağım.   


    Filmi çok sevdiğimi her satırda belli ediyorum, farkındayım. Hatta filmin, kapitalist iş dünyasında yükselmek, zam almak ya da en azından bir iş sahibi olmaya devam etmek için deliler gibi çalışan beyaz yakalılara çok çekici bir fantezi sunduğunu, ama bunun fazla ötesine gitmediğini de görüyorum. Ama Horrible Bosses'ın böyle bir derdi de zaten yok. Bel altı, ucuz ve klişe esprilere başvurmadan, izleyenin beynini gıdıklayan ve film bittikten sonra da hatırlayıp gülebileceğiniz esprilerle yaklaşık 1,5 saat boyunca hoşça vakit geçirtiyor o kadar. Filmin bir diğer hizmeti ise izleyenlerin kendi patronlarına şükredip, ertesi gün işe daha şevkle gitmelerini sağlamak olabilir.
    Benim patronuma ne mi olmuştu? Kendisine dayanamayıp istifa ettim ve bir hafta sonra onu kovdular. "Yazııık" demek için acele etmeyin, çünkü bu benim başıma iki kere geldi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...