15 Mart 2012

Eller Yukarı! Bu Bir Soygun Filmidir!

Suç sinemasının bir alt türü olan soygun filmlerinin popülerliği 1903 tarihli Büyük Tren Soygunu (The Great Train Robbery)’den beri devam ediyor. Hırsızları gerçek hayatta elbette kimse sevmez ama iş bir soygun filmindeki hırsıza gelince onunla özdeşleşmemiz ve kanuna karşı onun tarafında yer almamız nedense kaçınılmaz oluyor. Başroldeki zeki, soğukkanlı ve pek tabi ki ‘cool’ bir karakterle -hırsız da olsa- özdeşleşmek çok kolay zaten, ama bileğinden çok aklına güvenip zora düşmedikçe asla şiddete başvurmayan bu hırsızları kötü adam gibi görmek de pek mümkün değil. İşin içine soyulması inanılmaz zorluktaki mekanları hedefleyen ve iş bittiğinde ağzımızı açık bırakan dahice soygun planları da girince söz konusu hırsızlarımızın önünde saygıyla eğilmekten başka yapılacak bir şey yok. Soygun filmlerinin cazibesinde etkili olan bir başka faktör de suç işlemenin ve kanuna karşı gelmenin dayanılmaz çekimi tabi ki. Ancak bu derin konuya ilişkin sosyolojik ve psikolojik tahlillere hiç girmeden en çok sevdiğim soygun filmlerine geçmek daha iyi olacak.

Büyük Hesaplaşma (Heat, 1995)
Soygun filmi deyince aklıma ilk gelen örnek Micheal Mann’in kült filmi Büyük Hesaplaşma oldu tabi ki. Film hem biçim hem de içerik bakımından eşsiz olsa da onu unutulmaz yapan şey biz fanilere Al Pacino ve Robert De Niro gibi iki devi karşılıklı döktürürken izleme fırsatı vermiş olması. Söylenecek fazla şey yok. Hala izlememiş olan varsa çok büyük kayıp, izleyenler beni anladı. Aşağıdaki efsane sahnenin çekildiği masanın hala o restoranda olduğunu ve ziyaret edildiğini de dipnot olarak ekleyelim.


Ocean’s Eleven/Twelve/Thirteen (2001, 2004, 2007)
Soygun filmlerinin bütün klişelerine (eski ekibi toplama, son bir vurgun yapma, soyulması imkansız bir mekanı hedefleme) sahip olmasına rağmen kamera arkasındaki Steven Soderbergh’in bu klişeleri ustalıkla birleştiren yeteneği ve yıldız kadrosuyla Ocean’s Eleven sükseli ve eğlenceli bir filmdi. Aralarında George Clooney ve Brad Pitt gibi yakışıklıların yer aldığı bir hırsızlar ekibini sevmemek ve kötü adama karşı onların galip gelmesini istememek delilik olurdu. Sonrasında çekilen devam filmleri –özellikle de üçüncüsü (Al Pacino’ya rağmen)- aynı tadı vermedi o ayrı.


Rezervuar Köpekleri (Reservoir Dogs, 1992)
Quentin Tarantino’nun suç filmlerinde ne kadar başarılı olduğu malumunuz. Kendisini üne ve başarıya kavuşturan ilk filmi Rezervuar Köpekleri klasik bir soygun filminde olduğu gibi soygun anına ve detaylarına değil, soygun sonrasında hırsızlar arasında yaşanan psikolojik gerilime odaklanarak türe yeni bir soluk getirmiş oldu.  Harvey Keitel, Steve Buscemi, Tim Roth ve Michael Madsen’ın yer aldığı oyuncu kadrosu, diyaloglar, senaryo, kurgu vd. filmdeki her şey mükemmel. Açılış sahnesindeki bahşiş muhabbeti için bile defalarca izlenebilir.   


İçerideki Adam (Inside Man, 2006)
İyi soygun filmlerinin bir başka önemli özelliği de birbirinden başarılı yıldız oyunculara sahip olması sanırım (istisnalar kaideyi bozmaz). İçerideki Adam’da da Denzel Washington, Clive Owen, Jodie Foster, Willem Dafoe ve Christopher Plummer gibi A sınıfı tabir edilen oyuncular yer alıyor. Hırsız-polis kapışmasının sağlam bir senaryo ve kurgu ile anlatıldığı filmde yönetmen Spike Lee olunca ortaya eleştirel dozu yüksek, kaliteli bir iş çıkması da kaçınılmaz.


Köpeklerin Günü (Dog Day Afternoon, 1975)
Al Pacino’nun yer aldığı bir başka soygun filmi daha. Ancak bu sefer ortada kusursuz bir plan ve soğukkanlı soyguncular yok. Al Pacino’nun canlandırdığı eşcinsel Sonny beceriksiz ve saf bir adam. Sevgilisinin ameliyat parası için soygun yapmaya karar vermiş.  Ancak banka soygununun kontrolden çıkmasıyla absürt olaylar başlıyor ve rehineler, polisler, gazeteciler derken ortalık bir anda panayır yerine dönüyor. Sidney Lumet’in gerçek bir öyküden yola çıkarak çektiği film hem eğlenceli hem de trajik yanıyla gerçek bir başyapıt. Al Pacino ise insan değil, evet.


Sonsuz Kaçış (The Getaway, 1972)
Usta hırsız Doc McCoy ve eşi Carol’ın büyük bir soygun sonrasında ele geçirdikleri yüklü miktarda parayla hem polisten hem de paranın peşindeki bilimum kötü adamlardan kaçış öyküleri bir miktar Bonnie ve Clyde’ı çağrıştırsa da bence The Getaway çok daha iyi bir film. Ölümüne cool bir Steve McQueen, güzel kadın kontenjanından Ali McGraw ve kötülerin kötüsü Al Lettieri’yi izlemek ayrı bir zevk. 1994 yılında çekilen Alec Baldwin ve Kim Bassinger’lı bir başka versiyonu ise basit bir taklidin ötesine geçememiştir ne yazık ki. 


Sonsuz Ölüm (Butch Cassidy and the Sundance Kid,1969)
Hollywood’un önemli aktörlerinden Paul Newman’ın Butch’ı, Robert Redford’un ise Sundance’i canlandırdığı film western türünde yer almakla birlikte ikilinin yaptıkları bir soygun ve sonrasında kanun adamlarıyla yaşadıkları müthiş kovalamacayı anlatır. Vahşi batı, tren ve banka soygunları, silahlar, güzel diyaloglar ve müzikler… Bu filmle ilgili kötü olan tek şey isminin Sonsuz Ölüm olarak Türkçe’ye çevrilmiş olması. 

8 yorum:

  1. Benim en çok sevdiğim soygun filmleri listesinin tepesinde sanırım "Rezervuar Köpekleri" olurdu.

    Ayrıca listede olmayan bir film daha geldi aklıma. İzlemediysen tavsiye ederim. İzlediysen de ederim.

    http://www.imdb.com/title/tt0089284/

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Önerdiğin filmi izlememiştim, hemen watchlist'e ekliyorum.

      Sil
  2. Hazır voçlistine ekliyorsun burdan buyur;

    - Lola rennt (bidaha izle)
    - The first great train robbery (bunu izlemiş olamazsın. ben bile izlemedim. manyak bir arkadaşım tavsiye etmişti vaktiyle)
    - Point Break (Keanu Reeves oynuyor ona göre)
    - Lock, Stock and Two Smoking Barrels (bence sınetç'ten daha iyi....)
    - the silent partner

    arada banka soygunu olmayanlar var idare edersin artık....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öneriler için teşekkürler, The Silent Partner hariç hepsini izledim. (The Great Train Robbery dahil)

      Sil
  3. O halde sende biraz "manyak" sınız!

    YanıtlaSil
  4. Yanıtlar
    1. izlemeyi bırak, bu filmin adını bile duymamıştım. öğrendiğim iyi oldu :)

      Sil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...