19 Temmuz 2012

2 Dizi, 2 Film, 2 Kitap


    
   Yazın ortasına geldik. Kimileri tatilde gezip tozuyor, kimileri işyerinde çalışıyor. Kimileri de sıcaklar yüzünden evden dışarı çıkamayıp yapacak bir şey bulamadığı için sıkıntıdan patlıyor. Son gruptakiler! İşte bu yazı sizin için. Önce aşağıdaki serinletici öneriler arasından paşa gönlünüze uyan bir tanesini seçin, sonra klimanın ya da vantilatörün karşısına yayılın, bi de yanınıza buz gibi bir limonata aldınız mı tamam, gel keyfim gel.



Sons of Anarchy

    Bu blogda şimdiye kadar hiç dizi tavsiyesi ya da yorumu yer almamıştı. Ama Sons of Anarchy ile bir değişiklik yapayım dedim. Türkiye'de Game of Thrones ya da Lost gibi çok sayıda takipçisi yok SOA'nın, hatta ben de dört sezon geçtikten sonra haberdar olup izlemeye başladım. Meğerse neler kaçırmışım. Başrollerde Ron Perlman, Charlie Hunnam ve Katey Sagal gibi isimler var. Katey Sagal'a özellikle dikkat, kendisini yıllar önce Married with Children'da Peggy Bundy olarak izlemiştik. Konusu hakkında bilgi vermeye gerek duymuyorum, izleyip kendiniz keşfedin. Dört tane babalar gibi sezon işte, daha ne olsun. Günün nasıl bittiğini anlamayacaksınız. Dizinin müzikleri de ayrıca süper. 5. sezonu da sonbaharda başlayacak. Ufak bir uyarı; ilk bölümler biraz yavaş tempolu, o yüzden hemen sarmayabilir ama sabrınızın karşılığını göreceksiniz. 

Death Note

    Diziden sonra bir de anime önerisi gelsin. Toplam 37 bölüm olan Death Note'un ana kahramanı olan Yagami Light isimli lise öğrencisi, bir gün boş bir defter bulur. İlk sayfada yazan kurallara göre bu deftere adı yazılan kişi ölecektir. Dünyanın yozlaşmışlığından sıkılmış olan Yagami defteri denemeye karar verir veee.... Her bölümünün sürükleyici ve şaşırtıcı olduğu Death Note bir yandan adalet ve intikam duygularını sorgulatırken bir yandan da içerdiği zeka oyunlarıyla sizi tepe sersemi edebilir. İzlemeden ölmeyin. 

La Piel Que Habito

     Pedro Almodovar'ın bu son filmi aslında ayrı bir yazının konusu olmayı hakediyordu. Ama üzerimdeki bu yaz rehaveti yüzünden o yazı bir türlü yazılmayınca bari burada birkaç satır bahsedeyim dedim. Renkli, nevrotik, çok konuşan karakterlere sahip filmlerinden sonra La Piel Que Habito, Almodovar'ın en gri ve tekinsiz filmi olarak öne çıkıyor. Düşündürücü, etkileyici ve hatta rahatsız edici bile denebilir. Yönetmenin en iyisi değil belki ama yine de kaçırılmaması gerekiyor. İzleyecek olanlar için bir ekleme; filmin konusu ile ilgili bile tek bir yorum okumayın, seyir zevkinizi bozmayın. 

Hitchhiker's Guide to the Galaxy 

       Douglas Adams'ın bilimkurgu serisinin ilk kitabından uyarlanmış olan 2005 tarihli bu filmin kitabın hakkını verip vermediğini bilmiyorum. Kitabı okumadım ama vermiyorsa bile kendi içinde süper bir film olduğunu söyleyebilirim. Galaksiye yapılacak bir otoban dünya üzerinden geçince sevgili mavi gezegenimiz yok edilir. Neyse ki bahtsız kahramanımız bir uzay gemisine otostop çekerek kurtulmayı başarır. Sonrası ise tam bir absürt ve eğlenceli olaylar zinciri. Filmin ince felsefi mesajlarının ardından yunuslara, havlulara ve farelere bakış açınız tamamen değişecek.  

Pigme 

     Bir ilk olarak bu kez de kitap önerisi yapalım. Hiçbir kitabını kaçırmadığım Chuck Palahniuk'un son romanı Pigme kısa süre önce -klasik tabirle- raflardaki yerini aldı. Yazarın tıpkı diğer romanlarında olduğu gibi tüketim toplumuna özellikle de Amerikan sömürü zihniyetine sağlam giydirmeler yaptığı romanı okurken hem gülümsüyor hem de "ya di mi" şeklinde başınızı sallıyorsunuz. İlk defa Palahniuk kitabı okuyacaklar için yazarın tarzı biraz yadırgatıcı gelebilir ama sonrasında benim gibi bağımlısı haline gelebilirsiniz, demedi demeyin. 

 Şibumi

     Trevanian takma ismiyle yazan Rodney Whitaker'ın bu nefis romanını neden hala filme çekmediler bilmiyorum. Gerçi güzelim romanın Holywood yapımcılarının elinde mahvolmasındansa hayal gücümüzde yaşaması daha iyi. Sayfalar ilerledikçe her bakımdan oldukça üstün bir kişilik olarak tasvir edilen Nicholai Hel'e gıpta etmeden duramıyorsunuz.  Hikaye de oldukça sağlam ve sürükleyici. Yazarın başka bir romanındaki banka soygunu tasvirinin gerçek hayatta birebir uygulanması sonucu, Şibumi'de bahsi geçen farklı cinayet şekillerinin sonradan yayınlanmaması yazarın muhteşem hayal gücü ve dehasına işaret olabilir. 

2 yorum:

  1. dizi ve kitap eklemesi güzel olmuş.. bu diziyi de askere gitmeden mutlaka izleyeceğim! inşallah.. umarım.. bakalım.. kıvır..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet kıvır bakalım kıvır, zira izlenecekler listesi baya uzadı :)

      Sil

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...