29 Aralık 2010

The Tourist

Gösterime girdikten üç hafta sonra nihayet izledim The Tourist'i. Yönetmen Florian Henckel von Donnersmarck’ın daha önceki bol ödüllü ve parlak filmi The Lives of Others (Başkalarının Hayatı, 2006) ve başrol oyuncularının cazibesinden mütevellit merak ediyordum filmi. Büyüklerimizin meraktan zarar gelir demeleri boşa değilmiş meğerse. Sinema salonu yerine, “tv’de sinema keyfi” başlığı altında gösterilmesini beklesem de olurmuş. Senaryosunda barındırdığı aksiyon, entrika, gizem, romantizm ve sürpriz finale ve yaklaşık iki saat boyunca sıkmadan kendini izletmesine rağmen, filmi niteleyebilecek tek kelime “vasat” olabilir.
Sağır sultanın bile duyduğu gibi The Tourist, 2005 tarihli Fransız yapımı “Anthony Zimmer”dan uyarlandı. Filmin en büyük kozu ise başroldeki iki yıldız oyuncusu; Johnny Depp ve Angelina Jolie. Filmografisinde son derece farklı ve uçuk roller barındıran Johnny Depp için The Tourist’teki Frank karakteri kolay bir rol. Daha ilk bakışta Angelina Jolie’nin cazibesine kapılan, saf, biraz sünepe ve anti-karizmatik bir karakteri canlandırıyor olması bana göre filmin sonunu daha ilk yarıda açık eden en büyük faktörlerden biri. En azından ben Depp’in bu kadar saftirik görünmesinden baya bir işkillendim doğrusu.
Angelina Jolie ise Girl Interrupted ve Changeling’teki başarılı performansına rağmen, Lara Croft’la başlayıp, Mr.&Mrs. Smith, Wanted ve Salt’da ısrarla sürdürdüğü cool, seksi, tekinsiz ve sert kadın tiplemesini, yüzündeki “yaklaşanı yakarım” bakışı ve gülüşüyle maalesef The Tourist’de de tekrarlıyor. Kendisinin “güzel” bir kadın olduğu yönetmen tarafından film boyunca gerçek anlamda gözümüze sokuluyor. Kameranın uzun uzun Jolie’ye bakışı yetmezmiş gibi, Jolie’nin canlandırdığı Elise karakterinin insan arasında her karıştığında çevresindeki (kadın-erkek) tüm bakışların nesnesi olması da bu güzelliğin altını fazlasıyla ve gereksizce çiziyor. Gerçi erkek egemen Hollywood sinemasında etkin erkek bakışına karşılık edilgen kadın bedeninin sunulması artık maalesef kanıksanan ama hala can sıkmaya devam eden bir durum. Jolie’nin bana göre filmdeki tek işlevi birbirinden güzel (ama hakikaten güzel) kıyafetler içinde salınması. Hele filmin sonunda Johnny Depp’e “20 milyon dolara bu yüzü mü yaptırdın” diyor ya kendisine “çarpılırsın maazallah” demek istiyorum.

      Gelelim senaryoya. Film az önce bahsedildiği gibi bir yeniden çevrim. Dolayısıyla ilk film olan Anthony Zimmer’ı izleyenler için finalde bir sürpriz yok. Ama üzülmeyin, ilk kez seyrediyor olsanız da, The Tourist’in sürpriz sonunu tahmin etmek ortalama zekaya sahip bir insan için hiç de zor değil. Bir miktar takip, kovalamaca ve heyecan arasına mizah ve romantizm de serperek, iki yıldız oyuncu arasındaki elektriğe dayanan bir senaryo var karşımızda. Ayrıca dünyanın en görülesi şehirlerinden biri olan Venedik’i hangi filme fon olursa olsun beyazperdede izlemek çok çok keyifli. Ama hiçbiri filmin 10 üzerinden 6’nın üzerinde bir not almasına yardımcı olamıyor maalesef. Sonuç olarak sıkılmadan izlettiği için vakit kaybı değil ama sinema biletine ödenen miktar açısından nakit kaybı olabilecek bu filmi sadece Johnny Depp ya da Angeline Jolie hayranlarına önermek yerinde olacaktır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Not: Yalnızca bu blogun üyesi yorum gönderebilir.

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...